Posted in DijitalGrafik

Dijital Çağda Pazarda Tutunmak

Günlük hayatımızın bir parçası haline gelen internet ve akıllı cihazların hızla yaygınlaşması ile tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tüketici davranışları değişiyor. Hadi biraz ilginç rakamlardan bahsedelim ve bu rakamlarla değişen tüketici alışkanlıklarını yorumlayalım.

We Are Social ve Hootsuite tarafından yayınlanan “Digital in 2017 Global Overview” raporuna göre

  • Dünyanın yarısından fazlası artık en az 1 adet akıllı telefon kullanıyor.
  • Dünya nüfusunun neredeyse üçte ikisi en az bir cep telefonu sahibi.
  • Dünya genelinde web trafiğinin yarısından fazlası artık cep telefonundan geliyor.
  • Dünyanın dört bir yanındaki mobil bağlantıların yarısından çoğu artık “genişbant”
  • Dünya nüfusunun beşte birinden fazlası son 30 gün içinde alışveriş yaptı.

Durum Türkiye için ise şu şekilde :

  • 80 Milyonluk nüfusta 48 milyonluk internet kullanımıyla Türkiye’deki internet penetrasyonu %60
  • Bu 48 milyonluk internet kullanıcılarının tümü aktif sosyal medya kullanıcısı
  • Toplam nüfusun 70.91 milyonluk kesimi yani %89’u cep telefonu kullanıyor.
  • 42 milyon kişi ise sosyal medyaya cep telefonlarından bağlanıyor

Günün ortalama 7 saatini bilgisayar başında geçiren kullanıcılar, telefondan bağlanarak internette 3 saat geçiriyorlar. Total 10 saatlik bilgisayar-telefon kullanımının 3 saatini ise sosyal medya oluşturuyor. Buna karşılık hala 2 saatimizi de televizyon karşısında geçiriyoruz.

Daha fazla rakamlarla sizi boğmadan genel olarak durumu şöyle özetlemeye devam edeceğim. Hem dünya genelinde hem de Türkiye’de web sitelerini artık daha az bilgisayar üzerinden ve daha çok akıllı telefonlarımızdan ziyaret ediyoruz.

 

Sosyal medya mecralarına bakacak olursak en çok kullanılandan en az kullanılana göre Türkiye’deki sıralama şu şekilde:

  1. Youtube
  2. Facebook
  3. Instagram
  4. Twitter

Hadi biraz bu verileri yorumlayalım. İnternet penetrasyonumuz hızla artıyor, bu da demek oluyor ki daha çok kişi daha çok veriyi internetten aratıyor. Bu durumda sektör gözetmeksizin daha fazla müşteriye ulaşmanın yolu minimum bir web sitesine sahip olmaktan geçiyor. Ancak iş bir web sitesi açmakla bitmiyor. Bir web sitesi açarak sürekli değişen, evrilen dijital dünyaya bir bebek getiriyorsunuz. Ancak bu bebeği büyütmek gerekiyor. Ne demiştik web siteleri artık daha az bilgisayarlardan ve daha çok mobil cihazlardan ziyaret ediliyor. Demek ki ikinci adımı ya da ilk defa web sitesi kuruyorsanız ilk adımı bunu düşünerek atacağız ve web sitemizin mobil uyumlu olduğundan emin olmamız gerekiyor. Eh son olarak kaldı 48 milyonluk sosyal medya kullanıcılarına ulaşmak. Bunun için yukarıda saymış olduğum sosyal medya mecralarında kurumsal kimliğinize uygun bir profil açıyorsunuz. Yani dijital dünyaya getirdiğiniz bebeğinizi sosyalleştiriyorsunuz. Web sitemizi, kurumsal kimliğimizi de aynı kendimiz gibi sosyalleştiriyoruz. Nasıl mı? Yaptığımız işleri anlatan, faaliyette bulunduğumuz sektör hakkında bilgiler veren ve müşterilerimizi ne kadar önemsediğimizi onlara hissettiren içerikler üretiyoruz ve düzenli olarak kitlemizle etkileşimde bulunuyoruz. Yani arkadaşlarımıza kendimizi nasıl hatırlatıyorsak yaptığımız işleri de kitlemize benzer şekilde hatırlatarak sürekli görünürlüğü garantiliyoruz.

Tabii ki bütün bu saydığımız adımlar ne kadar kolay görünse de bunu sürekli yapmak ciddi emek isteyen ve sonu gelmemesi gereken bir süreç. Eğer iyi bir internet ve sosyal medya kullanıcısı iseniz bu süreçleri pek tabii ki sizler gerçekleştirebilir ve sürdürebilirsiniz. Ancak işe bir kere daldığınızda ne kadar vakit harcadığınıza inanamayacak ve bir süre sonra asıl işinizden ne kadar çok zamanınızı internet ve sosyal medya yönetimine harcadığınızı fark edeceksiniz.

Eğer internet dünyasında işiniz kadar profesyonel bir yaklaşımla bulunmak istiyorsanız bunun iki yolu var. Birincisi “in-house” denilen yöntem ile bünyenizde en az bir yazılımcı, bir grafik tasarımcı, bir site yöneticisi ve bir de sosyal medya uzmanı bulundurmak durumundasınız. İkincisi ise “out-source” olarak tabir edilen, kendi alanında uzman dijital medya ve sosyal medya ajansları ile iletişime geçmek. İki çözümün de kendisine göre artıları ve eksileri bulunmakta. Eğer siz “KOBİ” kategorisinde faaliyet gösteren bir şirket yönetiyorsanız araştırdıktan sonra göreceksiniz ki maliyet açısından en uygun seçenek ikincisi. Ancak siz yine de bu kararı içinde bulunduğunuz sektör, işlem hacminiz, kapasiteniz ve hedeflerinizi göz önünde bulundurarak, bir fayda maliyet analizi yaparak vermeli ve yatırımınızı bu yönde gerçekleştirmelisiniz.

Start typing and press Enter to search

Shopping Cart

Sepetinizde ürün bulunmuyor.